Türk-İslâm
tarihini süsleyen büyük şahsiyetlerden biri
olan Hacı Bektaş Velî, kitleleri etkilemiş
ve peşinden koşturmuştur. Pek çok insanın
gönlüne taht kuran Hacı Bektaş Velî’nin bir
gönül eri olması; Ahmed Yesevî gibi büyük
bir mutasavvıfın mânevî ocağında, İslâm’ın
hayat düsturlarını özümlemesi, aldığı ölçüleri
uygulama safhasında gösterdiği hassasiyet,
onun kişiliğini ortaya koyan en önemli özellikleridir.
Şu bir gerçektir ki dünya üzerindeki kavga,
dövüş ve savaşların altında yatan en önemli
sebepler; Bencillik, hoşgörüsüzlük, kibir,
gurur, hırs ve haseddir.
Hacı Bektaş Velî’nin;
“İncinsen de, incitme”,
“Her ne ararsan kendinde ara” sözleri, onun
hoşgörüsünü ortaya koyarak bütün insanlığı
sevgi, barış ve kardeşliğe çağırmıştır.“Düşmanınızın
bile insan olduğunu unutmayınız” sözü ile
de insana verdiği değeri anlatmaya çalışmıştır.
Hacı Bektaş Velî, önce olgun eğitilmiş insan;
sonra olgun toplum olarak yaşamayı şiâr edinmiş;
din ve mezhep savaşlarını insan potasında
eritmeyi hedeflemiş ve yukarıdaki sözü ile
de insanı merkez yapmıştır.
Hacı Bektaş Velî’de; Allah aşkı ve sevgisi
ile insan sevgisi, hatta hayvan sevgisi en
yüksek noktaya ulaşmış; bu sevgi yumağı etrafında
toplanan insanlar, gönül erliğine ulaşmanın
hazzını yaşamıştır.
İnsanlığın ancak 20. Yüzyılda, üstelikte çoğu
kez politik amaçlarla kullandığı insan sevgisi
ve insan haklarını; Hünkâr Hacı Bektaş Velî’de
13. Yüzyılda, üstelik insanların birbirlerinin
kanını su gibi akıttığı bir dönemde, en içten
duygularla dile getirmiştir.
Dîni kurallara bağlılığı, mânevî gücü, “Ehl-i
Beyt” sevgisi, engin zekâsı ve sarsılmaz inancıyla
Hacı Bektaş Velî kitleleri etkilemiş; günümüzde
de etkilemeye devam etmektedir.
Hacı Bektaş Velî; “Oturduğun yeri pak et,
kazandığın lokmayı hak et” diyerek temizlik,
dürüstlük, çalışmak ve helâl kazanç konusunda
tavsiyede bulunurken yıkıcılığa, zulme, sömürüye
ve tembelliğe karşı da tavrını ortaya koymuştur.

Hacı Bektaş Velî:
“Ayağa kalkarsan hizmet amacıyla kalk,
Eğer konuşacaksan hikmet ile konuş,
Oturacağın zaman, saygı ile otur!”
Hacı Bektaş Velî, bu sözleri ile toplumda
birlik ve dirliğin sağlanması, gönüllere sevgi
yumağının dolması, insanların kardeş gibi
yaşaması hususlarını dile getirirken; “Gelin
canlar bir olalım” mesajını da vermektedir.
“Bir olalım, diri olalım, iri olalım” diyerek
gönüllere taht kuran Hacı Bektaş Velî; birleştirici,
yapıcı, hoşgörü sahibi, sevgi dolu bir gönül
eri; büyük bir mutasavvıftır.
Bir toplumun kimliği o toplumun kültürüdür.
Kültürün temeli dildir, hakiki dindir. Toplumların
kültürleri asla mı asla dilsiz, dinsiz oluşamaz.
Hacı Bektaş Velî, Türkçe’yi ibâdet dili olarak
benimsemiş ve uygulamıştır. Yedi yüzyıl öncesinden
günümüze kadar da uygulanmasına öncülük etmiştir.
Eğer atalarımız İslâm’ı kabul etmekle, Arap
ve Fars (İran) kültürünü de benimsemiş olsalardı;
benliklerini de yüzyıllar içinde kaybederek,
bugün Anadolu topraklarında ne Türkiye Cumhuriyeti
ve ne de Türk Devletlerinin hiçbiri olmayabilirdi.
Dilini kaybedince; kültürünü ve benliğini
de kaybederdi.
Hünkâr Hacı Bektaş Velî, insanı öldürmekle
bir yere varılamayacağını; gönülle hem insana,
hem de Hak’ka ulaşılacağını; kadın, erkek,
ırk, din, mezhep ayırımı olmadan insanın merkez
olduğunu, şu özlü sözüyle ne kadar güzel dile
getirmişlerdir:
“Karşısındaki insanın iyi olmasını isteyen,
önce kendisi iyi olmalıdır.”
Hacı Bektaş Velî, Allah’ı insan eliyle yapılmış
mabetlerde değil; insanın gönlünde ve onun
özünde ki sevgi de bulmuştur. Hacı Bektaş
Velî, Türk’ün Orta Asya bozkırında zaten rûhunda
var olan engin hoşgörüsünü İslâm’la geliştirerek;
başka milletlere ve dinlere karşı da kullanmıştır.
İnsan olmanın onurunu, Hacı Bektaş Velî:
“Eğer insan isen, ölmezsin korkma,
Aşık’ı kurt yemez uc’da değildir” sözleriyle
ne güzel ifade etmiştir.
Hacı Bektaş Velî, önce insanı sonra İslâmlığı
savuna gelmiştir. İnsan olmadan İslâm’ın olamayacağını
savunmuştur. İnsan olmanın temelini de, şu
vecîzesinde ne güzel öz Türkçe olarak ifade
etmişlerdir:
“Eline, diline, beline sahip ol.” İşte Türk’ün
özünde olan bu olgu; “Edeb” tir, “Terbiye”
dir.
Hacı Bektaş Velî, kadına büyük değer vermiş,
kadını hiçbir zaman ikinci sınıf bir insan
olarak görmemiş, kadına cinsiyet olarak bakmamış,
insanın diğer yarısı olarak görmüştür. Hacı
Bektaş Velî, kadının dört duvar arasında kalmaması
gerektiğini savunmuş, kadınla erkeğin toplum
içinde yan yana mutlu, birbirine kardeş, eş,
ana, bacı olduğunu belirtmiştir. Kendisine
ikrarla bağlı canlar da, bu ulu Velî’nin sözlerinden
yüzyıllardır çıkmamışlardır.
Bu konuda biz sözü yine Hünkâr Pîr Hacı Bektaş
Velî’ye bırakalım:
“Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,
Hak’kın yarattığı her şey, yerli yerinde.
Bizim nazarımızda kadın, erkek farkı yok,
Noksanlıkla, eksiklik senin görüşlerinde.”