|
Gerçeklerle gerçek olayım dersen Kendi noksanın gözet elin görme Kahr ile lûtfu bir edeyim dersen Kendi noksanın gözet elin görme
Mürşit pendini nakşeyle özüne Kulak verme gayrilerin sözüne Yâr-u ağyâr bir görünsün gözüne Kendi noksanın gözet elin görme
Erenler yolunu dâimâ izle Riyâdan âri ol kalbin temizle Gel sırrı fâş etme can içre gizle Kendi noksanın gözet elin görme
Meydân-ı Erenlerde riyâ olmaz Gördüklerin bir hayâl bâki kalmaz Kimsenin ârı kimseden sorulmaz Kendi noksanın gözet elin görme
Kâmil görür örter bilir söylemez Bu mânâyı her bir âlim çözemez Nefsini bilmeyen Rabb’in bilemez Kendi noksanın gözet elin görme
ABDAL ZİYA bu devran gelir geçer Her yaratık ecel şerbetin içer Bir gün melek’ül mevt senide seçer Kendi noksanın gözet elin görme
*******
Gerçekler ululardan hayâ eder Nasihâtlarını eylemez heder Bilgi gurur inat değildir kader Vallâhi billâhi görürsün keder
Ârif ol neylersin benliği kini Gözetle özünü tanı kendini Gel boş yere üzme karşındakini Vallâhi billâhi görürsün keder
Şeriatta yoktur böyle bir esrar Tarikatta bine hizmet bir ikrar Uyup nefsine gel olma bî karar Vallâhi billâhi görürsün keder
Ar edersen hakikata erersin Erenler katında devran edersin Âr etmez isen gümâna düşersin Vallâhi billâhi görürsün keder
ABDAL ZİYA böyle görmüş hayatı Âşıklarda burda bulmuş necatı Sâkin ol gel olma demirden katı Vallâhi billâhi görürsün keder
*******
Sen cümlenin cânânısın Dertlilerin dermânısın Sultanların sultanısın
El medet medet’ül medet Yâ gâni Allah’ım medet
Sensin yoklukta vârımız Yok gayri bir melcâ’ımız Destegir-ü penâhımız
Bu dünyaya kadem bastık Şu fâniyi bâki sandık Ki bahr-i isyâna daldık
Girye-yi dilzâr olalım Rencide dil olmayalım İsyân içre kalmayalım
Gönül mir’atı subnidir ABDAL ZİYA Hak gânidir Yalvar çün kerem kânidir
*******
Varlıktan soyunup âbad olalım Elimizden bu fırsat kaçar birgün Hak’la kul arasına girmeyelim Hak mağfiret kapısın açar birgün
Menkûş edip bu sözü tak gûş’una Yum gözün karışma kemin işine Yarın bilmezsin ne gelir başına İsyanla kuş kafesten uçar birgün
Gördüğü ayıpları örten adem Fâzilet sahibidir ol demâdem Ekilen ekine benzer bu âlem Kendi ekdiğin kendi biçer birgün
Vakti eyyam gelir dökülür yaprak İyiyi kötüyü yer kara toprak Bizlere meçhuldur Hak ile nâhak Biri nur biri de nar saçar birgün
ABDAL ZİYA son durak karşımızda Yazı yazarlar mezar taşımızda Selvi dikilir yanı başımızda Baykuşlar hazin hazin öter birgün
*******
Yâ Rab tard et cennetinden Dûr eyleme izzetinden Sorulmaz hiç hikmetinden
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
Nuh misâl tufan göreyim Nemrut nârına gireyim Kurban olduğum bileyim
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
Yakup gibi hem ağlayam Yusuf gibi bel bağlayam Sular gibi hep çağlayam
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
Ver bana Eyüp sabrını Musallat et Firavun’u Çekeyim cümle kahrını
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
Şecer içre biçtir beni Çarmıha çaktır bu teni Dilimden ayırmam seni
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
Kul kurbanım Muhammed’e Feda canım Ehl-i Beyt’e Katlanırım her mihmete
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
ABDAL ZİYA zevkle doldu Kendini kendine sordu Cehenneme razı oldu
Bu aciz gedâ kulundan Tek bir gönül incinmesin
|
|
|